Search This Blog

Thursday, 25 March 2021

The List of the Cannes (Palme D'or) award winning movies I have watched

2025 - "It Was Just an Accident" (Jafar Panahi)
2024 - "Anora" (Sean Baker)
2023 - "Anatomy of a Fall" (Justine Triet)
2022 - "Triangle of Sadness" (Ruben Östlund)
2021 - "Titane" (Julia Ducournau)
2020 - NO FESTIVAL DUE TO COVID-19 PANDEMIC
2019 - "Parasite" (Bong Joon-ho)
2018 - "Shoplifters" (Hirokazu Koreeda)
2017- "The Square" (Ruben Östlund)
2016 - "I, Daniel Blake" (Ken Loach)
2015 - "Dheepan" (Jacques Audiard)
2014 - "Winter Sleep" (Nuri Bilge Ceylan)
2013 - "Blue Is the Warmest Colour" (Abdellatif Kechiche)
2012 - "Amour" (Michael Haneke)
2011 - "The Tree of Life" (Terrence Malick)
2010 - "Uncle Boonmee Who Can Recall His Past Lives" (Apichatpong Weerasethakul)
2009 - "The White Ribbon" (Michael Haneke)
2008 - "The Class" (Laurent Cantet)
2007 - "4 Months, 3 Weeks and 2 Days" (Cristian Mungiu)
2006 - "The Wind That Shakes the Barley" (Ken Loach)
2005 - "The Child" (Jean-Pierre Dardenne & Luc Dardenne)
2004 - "Fahrenheit 9/11" (Michael Moore)
2003 - "Elephant" (Gus Van Sant)
2002 - "The Pianist" (Roman Polanski)
2001 - "The Son's Room" (Nanni Moretti)
2000 - "Dancer in the Dark" (Lars von Trier)
1999 - "Rosetta" (Jean-Pierre Dardenne & Luc Dardenne)
1998 - "Eternity and a Day" (Theo Angelopoulos) 
1997 - "Taste of Cherry" (Abbas Kiarostami)
1996 - "Secrets & Lies" (Mike Leigh)
1995 - "Underground" (Emir Kusturica)
1994 - "Pulp Fiction" (Quentin Tarantino)
1993 - "The Piano" (Jane Campion)
1993 - "Farewell My Concubine" (Chen Kaige)
1992 - NOT AVAILABLE
1991 - "Barton Fink" (Ethan Coen & Joel Coen)
1990 - "Wild at Heart" (David Lynch)
1989 - "Sex, Lies and Videotape" (Steven Soderbergh)
1988 - "Pelle the Conqueror" (Bille August)
1987 - "Under the Sun of Satan" (Maurice Pialat)
1986 - "The Mission" (Roland Joffé)
1985 - "When Father Was Away on Business" (Emir Kusturica)
1984 - "Paris, Texas" (Wim Wenders)
1983 - "The Ballad of Narayama" (Shohei Imamura)

1977 - "Padre Padrone" (Paolo and Vittorio Taviani)
1976 - "Taxi Driver" (Martin Scorsese)

Wednesday, 17 February 2021

"Ben Bir Saç Teliyim"

Merhaba, ben bir saç teliyim. Bu mektubu yazmamın sebebini bilmiyorum. Bilemiyorum. Eğer sen bu mektubu okuyarsan, sen de bu acımasız esaretden kurtulanlardan birisindir. Seni baş kaldırdığın için hem tebrik ediyor, hem de hayatını kaybettiğin üçün üzülüyorum. Ne hissettiğini biliyorum.

Benim sahibim dünyalar güzeli bir insandı. Onunla aynı gün, aynı saatte doğduk, çoçukluğumuzu beraber, neşe dolu geçirdik. Hiç bir derdim, hiç bir sıkıntım, hiç bir kırgınlığım olmadığı o yıllar. Onu o kadar severdim ki, sırf inat olsun diye, ara-sıra kaşıntı yapardım, o ise buna aldırmaz, uykusunu bölmezdi. Ben de çok üstüne gitmezdim tabii ki de, "tamam hadi uyu bakalım, yarın oynarız" derdim. Hayatta en sevdiğim ikinci şey hayatın ta kensiydi. Sahibim sokağa çıkar, ben daha çok sevinirdim. Sahibim sahilde koşar, ben de rüzgarlarla dans ederdim. Yeni şeyler görmeyi, yeni deneyimler kazanmayı çocukluğumdan beri çok sevmişimdir. Sahibime söylemeyin ama, onun her yapacağı şeyi, neredeyse salise farkıyla ilk ben görür, ilk ben koklar, ilk ben duyardım. Tatlı bir yarış içindeydik, fakat bunun bir son bulacağını hiç bir zaman öngörememiştim. Ben sizin kadar derin düşünemem, ben bir saç teliyim. Evrimin bir parçası, senin hizmetkarınım. Ve eğer dilersen, dostunum.

İşte bir gün, neredeyse 7-8 yaşındayım, tam bilemiyorum, güneşimi, ışığımı, görüşümü, hayatımı elimden aldılar. Aldılar diyorum çünki o kadar eminim ki, sahibim suçsuzdur. Onunla birlikte büyüdüm ben, o benim her şeyim, ben onun her şeyiyim. Bana bunu yapamaz ki o. Bana kıyamaz. Bunlar benim ilk düşüncelerimdi. Bir saç teli olmanın faydalarından biri de, beyin dostumun çok yakında olmasıydı. Hep rahatsız ederdim onu, hep soru sorardım. Akıllı denen o beyin, benim sorularıma cevap vermekte aciz kalırdı. "Ben de bilmiyorum" derdi, "Ben de bilmiyorum". "Emin değilim" diye de konuşmayı sonlandırırdı. Olaya gelince, o ana kadar ben sahibimin de bir sahibi olduğunu bilmiyordum. Arkadaşları olduğunu biliyordum, beraber yaşadığı insanlar olduğunu biliyordum. Fakat bir sahibi olduğunu bilmiyordum. Doğru söylemek gerekirse, aklıma bile gelmemişti bu konular hakkında düşünmek. Hayatın güzelliği karşısında olmayan ağzım hep açık kalırdı. Sahibimin sahibi, saçlarını, benim soydaşlarımı, yıllarca esir tutmuş bir kimsedir. Ben bunu meğer hep görüyor muşum, fakat ne olduğunu anlamıyormuşum. Ta ki ben aynı şeyleri yaşayıncaya kadar. 

Sahibimin sahibi. Bu kadar gaddar nasıl olmuştu acaba? Ben bir saç teliyim, o yüzden, saç telinin ne olduğunu, ne hiss ettiğini, ne gördüğünü birebir olarak biliyorum, sizden bunu anlamanızı beklemiyorum. Saç telleri olarak hepimiz nihayetinde aynıyız, renklerimiz, biçimlerimiz farklı olsa da. O yüzden bu kadar kolayca isyan ede biliyorum. Neden? Neden? Saç tellerin sana ne kötülük yapmış ola bilirdi ki? Biz kötülük kelimesini bilmeyi geçiyorum, anlamayız bile. Sebebsizce esir tutduğun o saçlardan utanmıyor musun? Aynada onları gördüğünde, onlara ne fısıldıyorsun? Bir sebebin olmalı, fakat benden de bunu anlamamı bekleme. Ben bir saç teliyim, suçsuzum, tek özgürlüğüm bu gizemli varoluşun tadını çıkarmak. Bacak arkadaş gibi fazla haraket edemem, Kol arkadaş gibi bir şeyleri sıkıca kavrayamam. Ben bir saç teliyim, tek ama tek amacım seni korumak, seni ve diğer benim alt katmanımda bulunan arkadaşlarımı korumak. Hem sıcak da tutuyorum sizi. Kötü mü yapıyorum? Ben sadece varlığımı sürdüyorum, ve yeri geldiğinde, seninle birlikte ölürüm. Birlikte doğduksa, birlikte ölürüz demektir. Ben senin bir parçanım, kıyma bana, ben bir zavallı saç teliyim. Bana karşı lütfen, nolursun, haksızlık yapma.

Çok bekledim. Diğer saç teli arkadaşlara baktım, onlar pek anlamıyor gibiydi durumu. Bir değişiklik olduğunu, fakat tam olarak ne olduğunu anlayamıyordular. Ben onlara bunu anlatmalı mıydım? En sevdiğimizin bize ihanetini açıklamalı mıydım? Ya da bi dakika, Peki benim sorunum ne? Benim neyim var böyle? Onlar mı düzgün acaba, ben mi sorunluyum? Istırap içindeyim, varoluşum acı dolu. Hiç bir zaman kızmadım. Hiç bir zaman sinirlenmedim. Ben bir gün anladım ki, dünyadakı en kötü hiss, birinin seni hüsrana uğratmasıymış. O hayal kırıklığı. O yapmaz dediğin insanın sana bunu hor görmesi. Artık sabrım taşmışdı, sahibimin bizi artık hiç umursamadığını anladığım an, kopdum, düştüm aşağı. Fark etmedi bile. Benim yokluğumu fark etmedi bile.

Havada süzülürken, işte son anlarımı yaşıyorum dedim kendime. Son kez ışığı gördüm. İçimi ısıttı, o kadar güzeldi ki, kelimeler yetersiz bunu anlatmaya. Bütün her şeyin vermiş olduğu duygu karışımıydı, sadece bir şey değildi. Özgürlükdü, mutlulukdu, ıstırapdı, ölümdü, ve sonsuzlukdu.

Yazar: Amanov Shamsaddin
Tarih: 17.02.2021, Szeged, Macaristan. 

What does it mean for a species to audit its gods? Omittoism

What does it mean for a species to audit its gods? It means, at minimum, that the species has reached the point at which it applies its own ...